26/1/2007
Hacer Kimdir? (3. bölüm)
Hacer ve İsmail’in öyküsünü ve soylarına ne olmuş olabileceğini inceledik.
Yunanlıların Gerrhaeans dedikleri, Haceriler diye kastedilen topluluktur. Tarihte Haceriler diye bir uygarlık bulunmamaktadır. Zaten ataerkil Orta Doğu’da bir topluluğun kendilerini dişi bir simgenin altında tanımlaması tarihçilere çok da mantıklı gelmemektedir. Haceriler ismini onlara gerek göçebe gerek de düşmanları oldukları için İsraillilerin aşağılama amaçlı taktıkları düşünülmektedir. Tekrar not düşmek isterim ki Gerrhaeans veya Haceriler bir çok kaynakta bütün Arapları kastetmektedir.
Tarihte Nabataeans olarak geçen, Türk tarihçilerin Nebati dedikleri uygarlığın eski çağ Yahudi tarihçilere ve günümüzdeki bir çok tarihçiye göre İsmail’in en büyük oğlunun soyundan geldiğini söylemiştik.
Bu uygarlık, M.Ö. 300 yıllarında tüccar bir Arap kavminin kurduğu, Kızıldeniz, Akdeniz, ve hatta Hint Okyanusu’nu da etkileyen bir uygarlıktır. M.S. 700’lü yıllara kadar varlığını sürdüren, Romalılar, Müslümanların çeşitli istilalarına uğramış olan bu medeniyet zamanının en gelişmiş medeniyetlerinden biridir. En önemli özellikleri de yeryüzünün bilinen bütün yerlerini gezmeleri ve onların zenginliklerini ve kültürlerini kendi ülkelerine taşımalarıdır. Onların kültürünün Arap kültürünün temeli olması kaçınılmazdır.
Ben daha çok onların dinleri üzerinde durmak istiyorum.
Nebatiler’in dinini incelemek aslında İslam öncesi Arap dininin kökenini inceleme hissini verdi. Çok ayrıntılı bilgi bulmadığımız, İslam öncesi Arap dinini incelemek için Antik Arabistan’ın en gelişmiş medeniyeti Nebatiler’i incelemek ilk aşama olmalı.
Nebatiler, tanrılarını taşlarla simgelerdi. Bir çok tanrıları bulunmaktaydı. En önemlileri; 1) Al Qaum – Savaş tanrısı (2) Al Kutbay – Bilgelik, öğrenme, algılama tanrısı (3) Allat – bereket, doğurganlık ve bahar tanrıçası (4) Al Uzza –Güç tanrıçası (5) Manawat – Kader tanrıçası.
Bir diğer önemli nokta ise, Nebatiler tanrılarını genelde; kare taş, kutsal meteorlar, taş bloklar, bazen de şematik göz ve burun ile simgelemekteydiler.
(Koyu renkli figürlerin İslam'daki etkisini günümüzde de görebilmekteyiz)
Al-Uzza ile Al-Lat en öenmli tanrıçaları, yalnız ikisinin simgelerinin aynı olması, ve birinin rastlandığı yerde ötekine rastlanmaması tarihçileri bu iki tanrıçanın aslında aynı tanrıça olduğu sadece farklı isme sahip olduğu konusunda ikna etmiş gözüküyor.Nebati dininde bir Tanrı üçlemesi ile karşı karşı karşıyayız. Al Qaum, Dushara, ve Allat.
Resimde Nebatilerin tipik bir Tanrı simgesini görüyorsunuz. Günümüzün Arap şematiği ile olan şematik benzerlikler dikkatinizi çekmiştir.
Konumuzun dağılmadan ilerlemesi için ben sadece Al-Lat’ı ele alacağım.
Al-lat :
Kuran' sure 53:20 de bahsedildiği gibi Al-lat İslam öncesi 3 ana tanrıçadan birisidir. Adı al-ilahat 'ın kısaltılmasından oluşmuştur. Kısaca tanrıça demektir. O eski Arap inancına göre Tanrı’nın kızlarından biri idi.
Adına eski Safaitic kaynakalrda da rastlanıyor. Yunanlıların Afrodit’i, Romalıların Minerva’sı ile aynı tanrıçadır.
Ünlü tarihçi Herodot, milattan önce 5. yy.da şöyle der: “Afrodit’e Suriyeliler Mylitta, Araplar Alilat, Persliler ise Mitra der.” Herodot’a göre, eski Araplar iki tanrı’ya inanırlardı. Dionysus ve Aphrodite..
Hişam el – Kalbi’nin İdollerin kitabı (Kitab al-Asnam) na göre, Korunması Attap oğullarına aitti ve Kureyş kabilesi de ona tapardı.
Evet Lat putunu kısaca tanımladıktan sonra şimdi biraz daha derine inelim. Eski Araplar için Lat neyi simgeliyordu, nasıl tapılıyordu?
Al-Lat, bahsettiğimiz gibi 3 tanrıçadan biri idi.(Lat, Menat ve Uzza) Aslında bu üç tanrıça birdi. Hepsi tek bir tanrıçanın farklı yönlerini simgeliyordu.
İslami bir sitede şöyle ilginç bir yazıya da rastladım.
“Lat, Sakif kabilesinin Mekkelilerin de tazimde bulunduğu bir tanrıçasıydı. Onun kült merkezi Taif’teydi ve burada tanrıça Lat’ın dört köşeli düz kaya parçasından ibaret olan bir putu vardı. Ayrıca bu putun etrafında onun adına yapılmış olan ve “Taif Kâbe’si” olarak bilinen bir beyt mevcuttu.Allatu kültünün çok eski zamanlardan itibaren bütün kuzey Arabistan’da yaygın durumda olduğu bilinmektedir. Allat ismi kelime anlamı itibariyle basitçe “tanrıça” anlamına gelen Allat nebatiler dışında, Palmiralılar ve Suriyeliler tarafından da tapınılmaktaydı.”
Buradaki yazıya ve başka yazılara göre Taif’te tıpkı bugün müslümanların kutsal kabul ettikleri Kabe gibi Arabistan’da başka Kabe’ler bulunmakta idi. Çoğunun içinde de tanrıçaların kutsal taşları bulunmakta idi.
Bu konuya bir sonraki yazımda devam edeceğim.
Bu yazıda kullanılan kaynaklar;
http://www.balaams-ass.com/alhaj/twelvetribesofishmael.htm#anchor52374
http://nabataea.net/gods.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Gerrha
http://en.wikipedia.org/wiki/Nabataean
http://www.jewishencyclopedia.com/view.jsp?artid=6&letter=N
http://www.kinghussein.gov.jo/his_nabateans.html
http://petra-archaeology.com/index.htm
http://tr.wikipedia.org/wiki/El-Uzz%C3%A2
Ibn al-Kalbi (Translation and Commentary by Nabih Amin Faris) (1952). Book of Idols, Being a Translation from the Arabic of the Kitab al-Asnam. Princeton University Press. Library of Congress #52006741.
Herodotus (Translated by David Grene) (1987). The History. Chicago University Press. ISBN 0-226-32770-1.
http://nabataea.net/nab1.html
http://nabataea.net/hagar.html
Lat'ın Kabesinin olduğunu ifade eden İslami websitesi
Yunanlıların Gerrhaeans dedikleri, Haceriler diye kastedilen topluluktur. Tarihte Haceriler diye bir uygarlık bulunmamaktadır. Zaten ataerkil Orta Doğu’da bir topluluğun kendilerini dişi bir simgenin altında tanımlaması tarihçilere çok da mantıklı gelmemektedir. Haceriler ismini onlara gerek göçebe gerek de düşmanları oldukları için İsraillilerin aşağılama amaçlı taktıkları düşünülmektedir. Tekrar not düşmek isterim ki Gerrhaeans veya Haceriler bir çok kaynakta bütün Arapları kastetmektedir.
Tarihte Nabataeans olarak geçen, Türk tarihçilerin Nebati dedikleri uygarlığın eski çağ Yahudi tarihçilere ve günümüzdeki bir çok tarihçiye göre İsmail’in en büyük oğlunun soyundan geldiğini söylemiştik.
Bu uygarlık, M.Ö. 300 yıllarında tüccar bir Arap kavminin kurduğu, Kızıldeniz, Akdeniz, ve hatta Hint Okyanusu’nu da etkileyen bir uygarlıktır. M.S. 700’lü yıllara kadar varlığını sürdüren, Romalılar, Müslümanların çeşitli istilalarına uğramış olan bu medeniyet zamanının en gelişmiş medeniyetlerinden biridir. En önemli özellikleri de yeryüzünün bilinen bütün yerlerini gezmeleri ve onların zenginliklerini ve kültürlerini kendi ülkelerine taşımalarıdır. Onların kültürünün Arap kültürünün temeli olması kaçınılmazdır.
Ben daha çok onların dinleri üzerinde durmak istiyorum.
Nebatiler’in dinini incelemek aslında İslam öncesi Arap dininin kökenini inceleme hissini verdi. Çok ayrıntılı bilgi bulmadığımız, İslam öncesi Arap dinini incelemek için Antik Arabistan’ın en gelişmiş medeniyeti Nebatiler’i incelemek ilk aşama olmalı.
Nebatiler, tanrılarını taşlarla simgelerdi. Bir çok tanrıları bulunmaktaydı. En önemlileri; 1) Al Qaum – Savaş tanrısı (2) Al Kutbay – Bilgelik, öğrenme, algılama tanrısı (3) Allat – bereket, doğurganlık ve bahar tanrıçası (4) Al Uzza –Güç tanrıçası (5) Manawat – Kader tanrıçası.
Bir diğer önemli nokta ise, Nebatiler tanrılarını genelde; kare taş, kutsal meteorlar, taş bloklar, bazen de şematik göz ve burun ile simgelemekteydiler.
(Koyu renkli figürlerin İslam'daki etkisini günümüzde de görebilmekteyiz)
Al-Uzza ile Al-Lat en öenmli tanrıçaları, yalnız ikisinin simgelerinin aynı olması, ve birinin rastlandığı yerde ötekine rastlanmaması tarihçileri bu iki tanrıçanın aslında aynı tanrıça olduğu sadece farklı isme sahip olduğu konusunda ikna etmiş gözüküyor.Nebati dininde bir Tanrı üçlemesi ile karşı karşı karşıyayız. Al Qaum, Dushara, ve Allat.
Resimde Nebatilerin tipik bir Tanrı simgesini görüyorsunuz. Günümüzün Arap şematiği ile olan şematik benzerlikler dikkatinizi çekmiştir.
Konumuzun dağılmadan ilerlemesi için ben sadece Al-Lat’ı ele alacağım.
Al-lat :
Kuran' sure 53:20 de bahsedildiği gibi Al-lat İslam öncesi 3 ana tanrıçadan birisidir. Adı al-ilahat 'ın kısaltılmasından oluşmuştur. Kısaca tanrıça demektir. O eski Arap inancına göre Tanrı’nın kızlarından biri idi.
Adına eski Safaitic kaynakalrda da rastlanıyor. Yunanlıların Afrodit’i, Romalıların Minerva’sı ile aynı tanrıçadır.
Ünlü tarihçi Herodot, milattan önce 5. yy.da şöyle der: “Afrodit’e Suriyeliler Mylitta, Araplar Alilat, Persliler ise Mitra der.” Herodot’a göre, eski Araplar iki tanrı’ya inanırlardı. Dionysus ve Aphrodite..
Hişam el – Kalbi’nin İdollerin kitabı (Kitab al-Asnam) na göre, Korunması Attap oğullarına aitti ve Kureyş kabilesi de ona tapardı.
Evet Lat putunu kısaca tanımladıktan sonra şimdi biraz daha derine inelim. Eski Araplar için Lat neyi simgeliyordu, nasıl tapılıyordu?
Al-Lat, bahsettiğimiz gibi 3 tanrıçadan biri idi.(Lat, Menat ve Uzza) Aslında bu üç tanrıça birdi. Hepsi tek bir tanrıçanın farklı yönlerini simgeliyordu.
İslami bir sitede şöyle ilginç bir yazıya da rastladım.
“Lat, Sakif kabilesinin Mekkelilerin de tazimde bulunduğu bir tanrıçasıydı. Onun kült merkezi Taif’teydi ve burada tanrıça Lat’ın dört köşeli düz kaya parçasından ibaret olan bir putu vardı. Ayrıca bu putun etrafında onun adına yapılmış olan ve “Taif Kâbe’si” olarak bilinen bir beyt mevcuttu.Allatu kültünün çok eski zamanlardan itibaren bütün kuzey Arabistan’da yaygın durumda olduğu bilinmektedir. Allat ismi kelime anlamı itibariyle basitçe “tanrıça” anlamına gelen Allat nebatiler dışında, Palmiralılar ve Suriyeliler tarafından da tapınılmaktaydı.”
Buradaki yazıya ve başka yazılara göre Taif’te tıpkı bugün müslümanların kutsal kabul ettikleri Kabe gibi Arabistan’da başka Kabe’ler bulunmakta idi. Çoğunun içinde de tanrıçaların kutsal taşları bulunmakta idi.
Bu konuya bir sonraki yazımda devam edeceğim.
Bu yazıda kullanılan kaynaklar;
http://www.balaams-ass.com/alhaj/twelvetribesofishmael.htm#anchor52374
http://nabataea.net/gods.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Gerrha
http://en.wikipedia.org/wiki/Nabataean
http://www.jewishencyclopedia.com/view.jsp?artid=6&letter=N
http://www.kinghussein.gov.jo/his_nabateans.html
http://petra-archaeology.com/index.htm
http://tr.wikipedia.org/wiki/El-Uzz%C3%A2
Ibn al-Kalbi (Translation and Commentary by Nabih Amin Faris) (1952). Book of Idols, Being a Translation from the Arabic of the Kitab al-Asnam. Princeton University Press. Library of Congress #52006741.
Herodotus (Translated by David Grene) (1987). The History. Chicago University Press. ISBN 0-226-32770-1.
http://nabataea.net/nab1.html
http://nabataea.net/hagar.html
Lat'ın Kabesinin olduğunu ifade eden İslami websitesi